Isparta - Burdur Tabip Odası Misyon ve Vizyon

.

 BİZ, NE İSTİYORUZ?

• Sağlığın toplumsal, ekonomik ve sosyal bir bütün olarak kavrandığı bir dünya,
• Neo-liberal söylemin çağdaşlaşma olarak sunduğu, aslında piyasalaştırmayı amaçlayan politikaların, emeğe, emeği ile geçinenlere ve insanlığın evrensel değerlerine saldırısının olmadığı bir dünya,
• Demokratik, laik, tam bağımsız sosyal hukuk devleti anlayışı ile yönetilen bir ülkede barış içinde bir arada yaşam,
• Etnik, kültürel ve siyasi farklılıkların bir ayrışma ya da kavga noktası değil zenginlik olarak görüldüğü birleştirici bir anlayış ortamında, mesleğimizin doğası gereği din, dil, ırk, sosyal statü ve cinsiyet ayırt etmeksizin çalıştığımız bir ortam,
• Sağlığı hak olmaktan çıkaran ve bireyin sorumluluğuna indirgemeye çalışan, bu şekilde patlayacak hastalıklar nedeniyle yaratılacak sağlık pazarını, piyasacı anlayış ile küresel sermaye kuruluşları ve tekellerinin çıkarlarına terkeden değil, ülke çıkarlarımız çerçevesinde ulusal sağlık politikaları planlayan ve yürüten bir siyasi irade,
• Özgürlükçü, eşitlikçi, katılımcı, dayanışmacı, iyi hekimlik değerlerini yaşatan, ve bu zeminde sahici dostluğu ve paylaşımı barındıran bir hekimlik ortamı,
• Mesleğimizin evrensel ilkeleri gereği, anne karnına düştüğü andan itibaren insan hayatını en kutsal değer olarak gören, ve bu noktadan hareketle savaşa karşı barışı, şiddete karşı hoşgörüyü, esarete karşı özgürlüğü savunan aydın hekim refleksi,
• Bağımsızlığımız başta olmak üzere tüm ortak değerlerimizin, hiç bir kişi, grup ya da yöneticinin tekelinde olmadığı gibi, ötekileştirme ve ayrıştırma noktası da yapılmadığı bir örgütlenme,
• Savunduğu sağlık politikaları ve hekim hakları mücadelesinde hiç bir siyasi parti ya da oluşumun, ekonomik çıkar grubunun, iktidarın güdümünde olmayan bir oda,
• Meslek örgütlerimizde, sadece yönetim kurulundaki bir kaç kişinin değil tüm hekimlerin temsilcileri aracılığı ile yönetime katıldığı bir demokratik çalışma anlayışı,
• Sağlık ve diğer pek çok alandaki eşitsizliklere karşı toplumun tüm kesimleri ile mücadelenin sürdürüldüğü bir dayanışma,
İSTİYORUZ!
Temel ilkemiz, bir ve birlikte olmak, iyi hekimliği ve ortak değerlerimizi savunmayı sürdürmek, bağımsız kalmaktır.
Unutulmamalıdır ki;
Kendisi Özgür Olmayanın Örgütü, Örgütü Özgür Olmayanın Ülkesi, ÖZGÜR OLAMAZ!
 
ANLAYIŞIMIZ:
 
Bizce Tabip Odası bir parti, dernek ya da siyasi yapılanmanın uzantısı değildir. Tabip Odası öğretim üyesi, klinik şefi, uzman, pratisyen, asistan, işyeri hekimi, muayenehane hekimi ayrımı yapmaksızın tüm hekimleri kapsayan mesleki demokratik kitle örgütüdür. Bu niteliği nedeniyle toplumcudur. Meslektaşlarının ve toplumun aleyhine yaşanan gelişmelere kayıtsız kalamaz. Mesleki bağımsızlığın, hekim emeğinin değerinin, halkın sağlıklı yaşama ilkesinin savunulmasında emekten yana hareket eden tüm kesimlerle dayanışma içinde çalışır.
Biz, hasta ve hekim haklarının ancak birlikte savunulmasıyla sağlıklı bir ortam yaratılacağının mümkün olacağının bilincindeyiz.
Mesleki sorunlarımızın çözümünün iktidarların ya da dönemsel olarak iktidarlara yakın küçük çıkar gruplarına dayalı yanlış uygulamalara teslim olmaktan değil, hekim dayanışması ve birim örgütlenmesine dayalı “müzakereci ve mücadeleci” bir tabip odasıyla mümkün olduğunu savunuyoruz.
Bizler, bu güne değin olduğu gibi başta sosyal güvenlik kurumları, ilaç ve tıbbi teknoloji konularında ülkemizin kaynaklarının korunmasını en temel çalışma alanı olarak görüyoruz.
Tabip odası gücünü sadece yasal yetkilerden değil, hekim kamuoyunun demokratik dayanışmasından ve hak arama mücadelesinden alır. Bu yüzden sağlık politikasında etkin bir taraftır. Hekimlerin ve sağlık çalışanlarına danışılmadan oluşturulacak sağlık politikalarında pasif yâda boyun eğen değil mücadeleci ve çözüm üreten bir tarzın savunulması temel ilke olmalıdır.
Bizler hastaları müşteri, hekimleri tüccar, başta hastaneler ve sağlık ocakları olmak üzere hekimlerin tüm çalışma ortamlarını “şirket” gibi gören indirgemeci “ekonomist” anlayışa karşıyız.
Sağlık hizmetlerinin sunumunun bir kamu görevi olduğunu ısrarla savunan bizler özel sağlık alanı uygulamalarında hekim emeğinin değerinin ve sunulan hizmetin niteliğinin savunulmasının öneminin bilincindeyiz.
Bizler insanı biyolojik, psikolojik sosyal, ekolojik, ekonomik ve siyasal çevresi ile bir bütün olarak ele almaktayız. Bu yüzden bilimsel ve gerçekçiyiz. Kendi gerçekliklerimizden yola çıkarak hep birlikte hayatı dönüştürme çabasındayız.
Israrcılığımız ve inatçılığımız teorik sözlerden yada vaatlerden öteye bir anlam ifade ediyor.
Son çeyrek yüzyıldır ülkemizde iktidarlarca ve değişik çıkar gruplarınca söylenen ve bugün gelinen noktada yanlışlığı defalarca kanıtlanan tüm popülist uygulamalara karşı umut ve hayallerimizi bilimin ışığında günlük yaşamla birleştirmemiz bizi geleceğe taşıyor.
Biz sağlık hakkının savunulmasında ülkemizin demokratikleşmesini temel koşul olarak önüne koymakta ve demokratikleşmenin en küçük birimden başlayacağının bilinciyle oda içi demokrasiyi savunmaktayız. Güçlü bir tabip odası örgütlenmesi için de hastane ve birim temsilciliklerine dayalı “hekim meclisi” uygulamasıyla demokratikleşmeyi yaşama geçirmek birinci amacımızdır.
Kısaca bizler Isparta-Burdur Tabip Odası’na tek başına yönetici olmak değil meslek kuruluşumuzu birlikte yönetmek istiyoruz.
 
BİRİNCİ BASAMAK SAĞLIK HİZMETLERİ VE PRATİSYEN HEKİMLER
 
Ülkemizde son beş yıl içinde yapılan düzenlemeler / değişikliklerden en çok etkilenen birinci basamak sağlık hizmetleri pratisyen hekimler olmuştur.224 sayılı yasa gereği zaten ücretsiz olması gereken sağlık ocaklarına önce yazar kasalar sokularak hizmetler ücretli hale getirilmiş, daha sonra seçim kaygısıyla kaldırılmak zorunda kalınmıştır. Sağlık çalışanlarının özlük ekonomik haklarında gerçek kalıcı emekliliğe yansıyacak iyileştirmeler yerine döner sermaye ile geçici formüller üretilmiştir. Koruyucu sağlık hizmetleri temelinde hizmet veren sağlık ocaklarının geliştirilmesi gerekirken bilerek işletilmemiştir.Pratisyen hekimlerin başta reçete kısıtlamaları olmak üzere bir çok girişimle mesleklerini uygulamaları engellenmiştir.
Birinci basamak sağlık hizmetlerinde çözüm olarak sağlık bakanlığı dışında tıp fakülteleri meslek odaları ve sendikalarının itirazlarına karşın “aile hekimliği” uygulaması getirilmiştir.
Finansman modelinin genel sağlık sigortasına dayanması,iş güvencesinin olmaması,ekip hizmetine dayanmaması ,tedavi edici hizmetlerin öncelenmesi gibi birçok nedenlerle eleştirilen “aile hekimliği” uygulaması Isparta ve Burdur illerimizde başlatılarak sürdürülmektedir.
Bizler birinci basamakta çalışan hekimlerin seçen seçmeyen şeklinde kutuplaştırılmasını kesinlikle onaylamıyor ve izin vermiyoruz. Tüm hekimlerin tıp biliminin evrensel kuralları ışığında mesleki bağımsızlıklarının ve haklarının korunması tabip odasının temel görevidir
Toplum sağlığı merkezlerinde çalışan hekimlerin görev tanımlarındaki belirsizlikler sürmektedir.Meslek uygulamalarına getirilen bilimsellikten uzak kısıtlamalar yanında düşük ücretle, geçici görev baskısıyla karşı karşıya geleceklerinden kaygı içinde çalışmalarını sürdürmektedirler.
Aile hekimleri sözleşmeli çalışmanın getirdiği iş güvencesinden yoksun bir ortamda mesleklerini uygulamaktadır. Poliklinik hizmetlerinde sağlanan görece memnuniyet ortamı sistemin hekimler arasında dayanışma yerine rekabete dayanması nedeniyle çalışma barışının bozulmasına yol açabilmektedir.Önümüzdeki dönemde genel sağlık sigortası uygulamasına geçilmesiyle yaşanacak sorunlar kaygılı bir bekleyişe neden olmaktadır.
Acil servislerde 112 lerde çalışan pratisyen hekimlerin başta can güvenlikleri ve sağlıklı bir çalışma ortamı sağlanması yanında özlük haklarının korunarak geliştirilmesi bizlerin öncelikli hedefleri arasındadır.
Bizler birinci basamakta çalışan tüm hekimleri odamızın çatısı altında “iyi hekimlik değerleri” ışığında birleşmeye “rekabet” yerine “dayanışma” kültürüyle mücadeleye çağırmaktayız.
 
  
SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM NEYİ DÖNÜŞTÜRÜYOR?
 
Genel sağlık sigortası,  aile hekimliği,  performansa dayalı döner sermaye, sözleşmeli çalışma,  özel sektöre sevk,  hastane birlikleri uygulamaları,  AKP hükümetinin hayata geçirdiği özelleştirme “dönüşüm” lerinin en vahimiyle karşı karşıyayız. Sağlık ortamında yapılmakta olan bu değişiklikler hastaların kamusal sağlık hizmetlerine ulaşmasını engelleyerek sağlıklı yaşama ortamını bozmakta, hekimlerin mesleki bağımsızlığını zedelemekte, hekim emeği sömürüsünü arttırmaktadır.
Sağlıkta Dönüşüm Programı sağlık hizmetlerini piyasalaştırmakta, hastaları "müşteri", hekimleri ise ucuz işgücü haline dönüştürmektedir. Parası olanın sağlık hizmetlerinden faydalanabileceği bu sistemde kazananlar sadece ilaç tekelleri ve büyük sağlık sermayesi olmaktadır.
SOSYAL SİGORTALAR ve GENEL SAĞLIK SİGORTASI
• Toplumun en yoksul kesimlerinden bile prim alınıyor.
• Hekimler prim denetleme memuruna dönüştürülecek.
• Prim ödemeyenler sağlık hizmetine erişemiyor.
• Katkı payı, fark ücreti gibi ücretlendirmeler hasta ile hekim ilişkisini zedeliyor.
• Teminat paketi uygulaması hekimin tıbbi karar yetkisine müdahale ediyor.
SAĞLIĞA AYRILAN PARANIN ARTMASI NE ANLAMA GELİYOR?
• AKP Hükümeti Kamu sosyal güvenlik kurumlarının kaynaklarını zorlayarak ve SSK’ya el koyarak, kamu sağlık harcamalarını arttırdı
• Artan sağlık harcamaları yatırıma yönlendirilmedi, kamuda sunulan sağlık hizmetleri geliştirilmedi, 
• Hizmet (ve mal) satın alma ile kamudan özele inanılmaz boyutta kaynak aktarımı yapıldı
• Sağlığa ayrılan paranın artması hekim maaşlarına asla yansımadı
• Hekimlere ‘gelirini artırmak istiyorsan, bunu döner sermayeden sağla’  dendi
• Hekimler aslında hak ettikleri parayı daha çok çalışarak kazanmaya zorlandı
• Daha çok hasta bakma zorlaması ile iş yükünde artış oldu 
MESELE BİRİNCİ BASAMAĞIN ÖZELLEŞTİRİLMESİ AİLE HEKİMLİĞİ BAHANE!
 
• Sağlıkta paradigma değişimi

o Kamu güvencesindeki sağlık hizmetlerinden prime bağlı hizmet
o Gereksinim temelinden talep temeline
o Nüfus tabanlı toplum yaklaşımından birey yaklaşımına
o Koruyucu ve tedavi edici hizmetin bütüncül sunumundan tedavi edici hizmet sunumuna

 
• Hekimlerin seçim yapmaya zorlanması

o İşsizlik tehdidi
o Sözleşmeli çalışma
o Özlük haklarının kısıtlanması
• Birinci basamakta çalışan hekimlerin aile hekimliğini seçenler - seçmeyenler olarak karşı karşıya getirilmesi
o Hekimler arası çalışma barışının tahrip edilmesi
o Eşitsiz ücret politikası
o Sürgünler
HASTANELERDE NELER OLUYOR?
• Eğitim Hastanelerinde
o Şef/şef muavinliği, başasistanlık atamalarında hukuk dışı kadrolaşma
• Kamu Hastane Birlikleri Yasası ile
o Kamuya ait hastaneler ticari şirketlere dönüştürülmesi ve satışa çıkarılması
o Hastane yönetimine hekimlerin yerine ticaret odası temsilcileri alınması
• Üniversite hastaneleri
o Kaynaklar kısıtlanarak finansal darboğaza sürüklenmesi
o Eğitim ve araştırmanın ikinci plana itilmeye zorlanması
 
BU BİÇİMİYLE TAM GÜN NE GETİRİYOR?

• Hekim emeğinin ucuzlatılması
• Sözleşmeli çalışma ve güvencesizlik
• Sağlık tekellerine ucuz emek sağlama
 
NEDEN ÖZEL HEKİMLİK ALANINA DA MÜDAHALE?

• Özel sağlık alanında tekelleşmenin son adımı
• Hekim bağımsızlığına müdahale
• Ulus ötesi şirketlere pazar yaratmak üzere muayenehaneler, dal merkezleri, ayaktan teşhis ve tedavi merkezlerine müdahale
 
HEKİMLERE YÖNELİK ŞİDDET NEDEN BU DÖNEMDE ARTTI?

• Kamu sağlık kurumları kendi kaynaklarını yaratmak zorunda bırakıldı
• Gelirleri giderek kısıldı, verilen hizmetin kalitesi düşürüldü
• Halkın gözünde sağlık çalışanları sorumlu olarak gösterildi
• Sağlık hizmetine talep kışkırtıldı
• Hekimler bakacaklarının çok üstünde  hasta bakmaya zorlandı
• Olumsuz çalışma ortamlarının katkısı ile hekimler hedef tahtası haline  getirildi
 
Biz ekonomik özlük haklarımız, mesleki geleceğimiz ve sağlık ortamındaki tekelleşme yönelimli piyasacı sağlık politikalarının karşısında durmaya kararlıyız. Ülkemizdeki sorun hekim sorunu değil sağlıkta toplumcu bir sağlık politikası ve bunu uygulatacak bir siyasi iradenin bulunmaması sorunudur.
 Sağlığın finansmanı genel vergilerden sağlanmalı ve hizmet kamu güvencesinde sunulmalıdır
 Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası yasa
tasarısı derhal geri çekilmelidir
 Sağlık ortamının sorunlarının sistemden
kaynaklı olduğu ortada iken hekimleri hedef olarak gösteren söylemlere son verilmeli, hekimlere yönelik şiddet konusunda aktif tutum alınmalıdır
 
"Kamu Hastane Birlikleri Yasası"nın geri çekilerek sağlığı "kâr" aracı değil, "hak" olarak gören düzenlemeler gerçekleşmelidir
  Haftada 40 saat iş
güvenceli çalışma ve bu çalışma karşılığında eğitimimiz ve emeğimize uygun, emekliliğimize yansıyacak ücret
 Meslek uygulamalarımız sırasında başta
enfeksiyon hastalıkları radyasyon vb. risklerimizi gözeten çalışma düzeni getirilmelidir
 Özel sağlık alanındaki tekelleşme girişimlerine karşı hekim
bağımsızlığını korumak için, muayenehaneler ve ayakta teşhis ve tedavi merkezlerine yaşam hakkı tanımayan girişimlere son verilmelidir
  Koruyucu
sağlık hizmetleri temel alınarak ekip anlayışıyla verilmesi gereken birinci basamak sağlık hizmeti anlayışı geliştirilmelidir
 Eğitim ve Araştırma Hastanelerinde başta şef/şef muavinliği, başasistanlık
alanındaki kadrolaşma çabalarına son verilmeli, atamalar bilimsel, nesnel ölçütler temelinde liyakate dayalı olarak yapılmalıdır
  
TIP FAKÜLTELERİ VE EĞİTİM HASTANELERİNE BAKIŞIMIZ
 
Uygulanan sağlık politikaları ve sağlığın tamamen piyasalaştırılması Üniversitelerde ve Eğitim - Araştırma hastanelerinde eğitimi niteliksizleştirmektedir. Eğitim - Araştırma ve Üniversite hastaneleri eğitim, araştırma ve hizmet sunumundan oluşan üç hedefi bilimsel bir temelde, ülke gerçeklerini göz ardı etmeden gerçekleştirmek zorundadır. Ülkemiz uzmanlık eğitiminde önemli sorunlardan birisi belli standartların oluşturulamamış olmasıdır. Uzmanlık eğitiminde her bir branş için standart müfredat oluşturulamamış, yeterlik kurulları henüz yeterli düzeye çıkarılamamıştır.
Tıp fakültelerinin bir kısmında eğitici kadrosu sayı olarak yeterli iken, bazı üniversite hastanelerinde ve çoğu eğitim hastanesinde kadrolar yetersizdir. Biyoteknolojik donanım ve yardımcı sağlık personeli açısından eğitim hastanelerinde daha çok olmak üzere, ciddi eksiklikler ve eşitsizlikler söz konusudur.
Yeni tıp fakültelerinin açılmak istenmesi ve onlarca taşra devlet hastanesinin eğitim ve araştırma hastanesine dönüştürülmesi süreci tıp eğitiminin geleceğini tehdit etmektedir. Standardizasyon yerine eşitsizlikler giderek artmaktadır.
Eğitim hastanelerinin büyük oranda hizmete dönük olması, dolayısıyla iş yükünün fazlalığı biyoteknolojik donanımın yetersizliği, sağlık çalışanlarının sayıca az olması gibi nedenlerle burada çalışan asistanlar eğitime yeterince zaman ayıramamakta, kongrelere katılamamakta ve araştırma yapamamaktadır. Kısmi güvencesiz ek gelir yaratan performans uygulaması bu tabloyu vahim boyutlara taşımaktadır.
Öncelikle eğitim hastanelerinin ne olacağına karar verilmelidir. Eğitim-Araştırma hastanesi olarak mı devam edecek yoksa tamamen hizmet hastanesi mi olacak? Henüz buna karar verilmemişken Bakanlık taşra devlet hastalerinden 25’ini eğitim araştırma hastanesi haline dönüştürmeyi amaçlamaktadır. Sevk zincirinin olmadığı bir sağlık sistemi sisteminde tabi ki 3. basamakta işyükü önlenemez. Mevcut hastanelerin alt yapı ve eğitici kadro sorunları ciddi boyutlardadır. Bakanlık sorunları çözmek yerine şef şef yardımcısı atamalarında olduğu gibi kadrolaşma harekatı peşindedir. Kamu Hastane Birlikleri yasa tasarısı ile tüm idari kadrolar yandaş-gerici kadrolar ile değişecek, özelleştirme ve taşeronlaştırma ile eğitim yerine kar eden işletme mantığı egemen olacaktır.
 
Biz, Tıp eğitiminin temel amacının tüm insanların sağlıklı yaşamalarını sağlamak için hekim yetiştirmek olduğu temel ilkesiyle üniversitelerle beraber çalışma ve mücadele vermekte kararlıyız.
Tıp Fakülteleri Eğitim ve Araştırma hastanelerinin eğitim işlevinden uzaklaştırılarak birer genel hastane haline getirilmesine izin vermemek için mücadele edilecektir.
Tıp Fakültelerindeki eğitimin topluma dayalı ve toplumun gereksinimlerine uygun planlanması için ilimizdeki tıp fakültesi yönetimlerinin yürüttüğü çalışmalara gereken destek verilecektir.
Eğitim Araştırma Hastanelerinde başta şef/şef muavinliği, başasistanlık alanındaki kadrolaşma çabalarına son verilmesi, politikacıların ve siyasetin uzmanlık eğitiminden elini çekmesi için müzakere ve mücadele edilecektir.
Uzmanlık eğitiminde standartların oluşturulması için ilimizde üniversite öğretim üyeleri ile birlikte koordinasyon içinde TTB nin çatısı altındaki çalışmalara katılım sağlanarak bu konuda çalıştay,sempozyum vb çalışmalar düzenlenecektir.
 
 
ÖZEL HEKİMLİK ÇALIŞMALARI

Hükümetin sağlık alanında sık sık yaptığı değişiklikler özel sağlık alanında da kaos ve güvensizlik yaratmaktadır.Bu alanda  geçtiğimiz yıllara oranla daha çok hekim istihdam edilmesi gerçeği açıktır.
2008’de yayınlanan  ve özel sağlık kuruluşlarının tamamını ilgilendiren iki yönetmeliğe göre özel hastane, tıp merkezi, dal merkezi ve poliklinik açılması koşulları son derecede ağırlaştırılmış ve halen çalışmakta olanların 4 yıl içinde yeni koşullara uyum sağlamaları istenmiştir.
Halen açık olan kurumlar yeni bir tıbbi cihaz almak  isterse, yeni bir hekim, hemşire veya başka bir sağlık personeliyle anlaşmak isterse her yılın Ekim ayında yayınlanacak bakanlık yatırım planını beklemesi gerekecektir. 
 Bu uygulamalarla hepsi hekim ortaklı kişiler tarafından kurulabilen tıp merkezleri, dal merkezleri ve poliklinikler kapanmak zorunda  kalacak, milyar dolarlık yatırımlar çöpe atılacaktır. 
Yeni yönetmelik muayenehanelerde her türlü cerrahi ve girişimsel işlemin yapılmasını engellemektedir. Hekimlerin 1219 sayılı yasayla kazanmış oldukları çalışma özgürlüğü bu yönetmeliklerle ellerinden alınmak istenmektedir.
Bu süreçte yıllardır çalışan  ve  resmi anlaşmalar ile özel hastalara olduğu gibi kamu hastalarına da hizmet veren özel laboratuarlar  ve görüntüleme merkezlerinin  SGK ile doğrudan anlaşma yapması engellenmiştir.
Genelge ve yönetmeliklerde sık sık radikal değişiklikler yapılmakta,  hekimler  belirsizliğe ve geleceğinden güvensizliğe itilmektedir. Sağlık alanının büyük hastane gruplarının hakim olduğu, hekimlerin düşük ücretlerle ancak hastanelerde çalışabileceği bir ortama dönüşmesi hedeflenmektedir.
Bizler özel hekimlik alanında  hekim emeğinin değerinin ucuzlatılmasına izin vermeyeceğiz. Mesleki bağımsızlığın korunması, alışma güvencesinin garanti altına alınması doğrultusunda çalışma sürdüreceğiz. Sizlerin katılımı ile kurulacak “özel hekimlik komisyonu” aracılığıyla çalışmalar sürdürülecektir.
 
 ASİSTAN HEKİMLER
 
Ülkemizde eğitim veren hastanelerdeki uygulamaya baktığımızda asistanların çalışma süresinin ve nöbet sayılarının belirlenmesinde asistanın eğitim gereksinimleri değil, hastanenin ihtiyaçları ve klinik işlerinin miktarı dikkate alınarak belirlendiği, özellikle cerrahi branşlarda 1,5–2 yıl boyunca gündüz mesailerine ek olarak, ayda 10-15 nöbet tutulması nedeniyle asistanın toplam zamanının 2/3 ünü hastanede geçirmek zorunda kaldığı görülmektedir.
     Bir başka nokta da asistan hekimlerin uzmanlık eğitimi süresince hekimlik dışında pek çok şeyden sorumlu tutulmasıdır. Yani asistanlar her türlü angarya işte ‘kullanılabilir’ anlayışının hakim olmasıdır. Bir taraftan yardımcı sağlık personeli açığının telafisinde kullanılan asistanlar, diğer tarafta yeterli uzman ve başasistan olmadığında, yetkileri dışında işler yapmaya da zorlanabilmektedir. 
* Asistanlar yaklaşık 1100-1200 YTL maaş almaktadır. Üniversite hastanelerinde döner sermaye ödemeleri 0-600 YTL arasında değişmektedir. Eğitim - Araştırma hastanelerinde ise performans ödemesi uygulamasından sonra üniversitelere ve eski döneme göre nispeten daha yüksek döner sermaye ödemeleri yapılmaktadır. Genellikle 500-2000 YTL arasında değişen bu gelirin bedeli asistanlara daha ağır faturalarla ödetilmektedir. Asistanlar, performans sistemiyle katkı payı alabilmek için zamanlarının önemli bir kısmını puan toplamaya harcamaktadır. Performans sistemi ile zaten olumsuz olan eğitim koşulları daha da kötüye gitmiştir. 
*Asistanların, yoksulluk sınırının 2 bin 442 TL hesaplandığı ülkemiz koşullarında en az 4.490 TL olmak üzere emekliliğine yansıyan, düzenli ödenen ve asistanlar arasında fazla farklılık göstermeyen bir gelirleri olmalıdır.
 *. Çoğu asistan 80 saatten fazla nöbet tutmakta, bu saatten fazla tutulan nöbetler ise ücretlendirilmemektedir.
Zamanlarının çoğu, hastanelerde geçmesine rağmen asistanların insanca yaşayabileceği koşullar mevcut değildir. Bu çalışma düzeni uluslararası sözleşmelere de aykırıdır.
 
Bizim amacımız,
Asistan Hekimlerin standart bir eğitim, insanca yaşayabileceği bir ücret, nöbet tazminatlarının ödenmesi, insanlık ve hekimlik onuruna yaraşır koşullarda çalışma ortamı sağlanması için mücadele etmektir.
 
           EMEKLİ HEKİMLER
 
Uzun bir tıp eğitimi ve yorucu bir çalışma döneminin sonunda emekli hekimler ekonomik ve sosyal birçok sorunla karşı karşıya kalmaktadır.Maaş ve gelir düzeylerinin yetersizliği, çalışırken aldıkları ek ücretlerin emekli maaşlarına yansıtılmaması yüzünden birçok emekli hekim çalışmak zorunda bulunmaktadır.
 
Bugün ülkemizde emekli hekimler ortalama olarak Emekli Sandığından 900-1300, SSK’dan 600-650 ve BAĞKUR’dan 350-450 YTL maaş almaktadır. Bu rakamlar emekli hekimlerin içinde bulunduğu durumu açık olarak ortaya koymaktadır.
 
Bu olumsuzlukların yanı sıra Sosyal Güvenlik Yasası çerçevesinde çıkan yeni uygulamalar emekli hekimin çalışmasına kısıtlama getirmekte ve yeni vergi yasaları ile daha fazla vergi ödemeye mecbur bırakmaktadır.
 
Anayasa aykırı olan, bilimsel gerçekler ve sağduyu ile çelişen bu açıdan da mahkemelerin yürütmeyi durdurma kararı verdiği Sağlık Güvenlik Kurulu’nun 65 yaşla ilgili uygulaması emekli hekimler üzerinde bir baskı unsuru olarak halen devam etmektedir. Şimdilerde çıkarılmak istenen Tam Gün Yasası’nda emeklinin hakkı değil, adı bile geçmemektedir.
 
Ekonomik sorunların yanı sıra özellikle son yıllarda artan etik değerlerdeki mesleki yozlaşma sonucu emekli hekimler gerek muayene olma gerekse ilaç alma kuyruklarında hak etmedikleri şekilde davranışlarla da karşı karşıya kalmaktadır.
 
Emekli hekimler kullanılıp bir kenara atılacak, yok sayılacak unsurlar olmayıp bilgi ve deneyimini ölünceye kadar toplumla paylaşan kişilerdir.
 
Ayrıca 65 yaş uygulaması ve yeni çıkacak birçok yasa ile hekimlik mesleğini engellemek, toplum sağlığını engellemektir.
 
Bizler,
Emekliliğin bir sosyal hak olduğunu temel ilke olarak kabul ediyoruz. Bu amaçla tüm emekli hekimlerin mesleki saygınlığına uygun, yaşamlarını ekonomik ve sosyal açıdan rahatlıkla sürdürebileceği şartlar oluşturulması için çalışmalar sürdürmekte kararlıyız.
 
İŞYERİ HEKİMLİĞİ
 
Sağlıkta dönüşüm programı ile birlikte sağlığın her alanında olduğu gibi işçi sağlığı ve işyeri hekimliği uygulamalarına da bir saldırı başlatıldı.Önce TTB nin işyeri hekimliği eğitim yetkisine, ücret belirleme yetkisine, istihdam yetkisine el konulmak ve işyeri hekimlerinin kazanımları yok edilmek istendi.İşyeri hekimliği alanına yönelik yasal dayanaktan yoksun birçok genelge yayınlandı ve keyfi uygulamalar yapıldı.
TTB  tarafından sürdürülen hukuki süreçler sonunda bu genelgelerin çoğu iptal edildi ve Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığının İşyeri hekimliği kursu yapma yetkisi olmadığı Danıştay tarafından karara bağlandı.
TTB  üniversitelerle protokol imzalayarak, yeniden yapılandırılmış ve ilk bölümü elektronik ortama taşınmış biçimi ile İşyeri hekimliği temel eğitim sertifika kurslarına yeniden başladı.
Çalışma bakanlığı önce alanın tanımlanması ve sorunların giderilmesi gerekçesiyle yeni bir yasa tasarısı hazırlayarak tartışmaya açtı.Daha çok “piyasanın ihtiyaçları” doğrultusunda ,özel şirketler aracılığıyla hizmetin gördürülmesi tehlikelerini içeren ve işyeri hekimi bulundurma zorunluluğunu gevşeten bu tasarı daha sonra ertelenmişken bu kez Sağlık bakanlığının “tam gün” tasarısı geldi.Bu yasayla binlerce hekimin ikinci işi olan işyeri hekimliğini bırakmak zorunda kalacağı, bu durumda işyerlerinin sağlık bakanlığına bağlı özelleştirilmiş kurumlardan veya doğrudan özel şirketlerden hizmeti satın alacağı bir model dayatılmaktadır.
Diğer bir yasa tasarısı işveren üzerindeki istihdam yükünü azaltmayı hedefliyor.Bu tasarı kanunlaştığı takdirde işverenlerin 50 işçiden fazla işyerlerinde hekim çalıştırma zorunluluğu kaldırılmak isteniyor.
BİZ İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞYERİ HEKİMLİĞİNİ AYRI BİR TIP DİSİPLİNİ OLARAK GÖRMEKTEYİZ.
Yakın zamanda bir kaos ortamının görüleceği “işyeri hekimliği ve işçi sağlığı” alanına bizler müdahil olmak için tüm olanaklarımızı kullanacağız.Çalışma bakanlığı, SGK ,İşveren örgütlerine karşı müzakere ve mücadele sürecini sürdüreceğiz.
İşçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetlerinin tıp fakülteleri ve ilgili uzmanlık derneklerininde katılımıyla geliştirilmesi gerekmektedir.Hizmetin TTB tarafından eğitilmiş ,odamızca yetkilendirilmiş,işyerlerinde istihdam edilen hekimlerce verilmesi iyi hekimlik değerlerinin korunması açısından önemlidir.
Önümüzdeki  dönemde işyeri hekimi çalıştırma zorunluluğu olduğu halde hekim istihdam etmeyen kuruluşlara yönelik gerekli girişimlerde bulunulacaktır.
Odamız ilk yardım merkezinin geliştirilerek  işyeri hekimliği yapan meslektaşlarımızın sürekli eğitimleri başta olmak üzere sağlıkçı işçi yetiştirilmesine yönelik çalışmalar yapacaktır.
 
MECBURİ HİZMET İLE HEKİMLER POPÜLİST POLİTİKALARA ALET EDİLMEKTEDİR
 
Sağlık alanındaki eşitsizlikler Doğu/Güneydoğu bölgelerini daha çok etkilemektedir. Ancak halkın nitelikli sağlık hizmetine ulaşmasında önemli bir sorunu oluşturan bu eşitsizliklerin esas sorumlusu hekimler değildir.Eşitsizliğin sorumlusu Yıllardır uygulanagelen, mevcut hükümet tarafından daha da yoğunlaştırılan piyasacı sağlık politikalarıdır Bu bölgedeki eksiklik sadece hekim eksikliği değildir. Sağlık hizmeti bir ekip işidir. Mevcut hükümet döneminde ekibin değerli unsurları olan ebe, hemşire, sağlık memuru vb. atanması konusunda kayda değer herhangi bir girişim yapılmadığı halde, hekimler popülist politikalara alet edilmektedir.
Sağlık sistemi finansmanı; organizasyonu, insan gücü politikası ile bir bütün olarak çökmüşken, bu konuda en ufak bir yanıt vermeyen/veremeyen, bu politikaların sorumlusu hükümet Doğu/Güneydoğu’daki yurttaşlarımızın acılarının üstünden politika yapmaktadır. Bu bölgelerde göstermelik değil, gerçek sağlık ihtiyacının ortaya konulması gerekmektedir. Mevcut sağlık kurumlarının durumlarına ilişkin (sağlık ocağı, hastane vb.) sayıları ve buralardaki kadro açıkları ve şimdiye kadar yürütülen geçici görevlendirmeler, sözleşmeli personel alımı, zorunlu hizmet vb. uygulamalarının sonuçları şeffaf olmalı ve kamuoyuna açıklanmalıdır.
Nüfus ve hastalık yüklerine göre gerekli olan sağlık kurumu sayısı ve buna göre gerçekten gereken uzman ve pratisyen hekim sayısı ve dağılımı, bilimsel veriler ışığında, ilgili meslek örgütleri, üniversitelerin ve bakanlığın katılımıyla belirlenmelidir.
Hekim açığı olduğu ileri sürülen bölgelerde;
• Sözleşmeli çalışmanın sona erdirilmesi ve bunun yasal güvenceye bağlanması,
• Buralarda istihdam edilecek hekim ve diğer personele performansa dayalı ödeme gibi geleceği belirsiz ve düzensiz ödemeler yerine genel bütçeden emekliliğe yansıyan, güvenceli ücret verilmesi,
• Bu ücretin temininde güçlük, iş güçlüğü riski vb. tazminatlar ile yüksek tutulması ve emekliliğe yansıtılması,
• Bu bölgede geçen sürenin emeklilik süresine daha çok etki etmesi (erken emeklilik),
• Bu bölgede çalışmanın belli bir süre için olduğunun açıkça ilan edilmesi ve bitiminde hekime istediği ile atanma güvencesinin sağlanması,
• Lojman gereksinmesinin karşılanması,
• Yıllık izin sürelerinin uzun tutulması ve bazı ek özendirme tedbirlerinin düşünülmesi durumunda mecburi hizmet tartışmaları son bulacağına inanıyoruz.
 
HEKİMLERE VE SAĞLIK ÇALIŞANLARINA YÖNELİK ŞİDDET
 
Şiddet kişinin fiziksel, ruhsal ve sosyal bütünlüğüne yönelik bir eylemdir. WHO, “Gücün ya da fiziksel kuvvetin; tehdit yoluyla ya da gerçekte; fiziksel zarar, ölüm, psikolojik zarar, gelişme engeli ya da yoksunluğa neden olacak şekilde; kendine, bir başkasına ya da bir grup veya topluma karşı niyetli biçimde kullanılması” olarak tanımlanmıştır.
Günümüzde şiddetin bir halk sağlığı sorunu halini almaya başladığı bir gerçektir. Ne yazık ki mesleki yaşamımızda da daha çok yer almakta ve kanıksanmaktadır.. Hekimlerin davranışlarına yönelik eleştiri ya da şiddet, hasta veya hasta yakınları tarafından gerçekleştirilir. Şiddetin harekete geçmesi için bir uyaran gerekir ve bu genellikle hastaya yeterli zaman ayrılmaması, yanlış tanı koyulduğu ya da yanlış tedavi uygulandığının düşünülmesiyle yaşanan düş kırıklığına bağlı olarak gelişir. Saldırganlık, fiziksel saldırı ve sözel saldırı biçiminde olabilir.Sağlık ortamının sistemden kaynaklanan sorunları ve kimi yöneticilerin sağlık çalışanlarını hedef göstermesi, şiddet eğilimi ile birleştiğinde durum vahim bir hal almaktadır. Yaşananlar kimi zaman ağır hakaretlerden ibaretken, kimi zaman darp etme hatta cana kastetme şeklinde olabilmektedir. Tüm sağlık birimleri şiddeti önlemek ve korunmak üzere gerçekçi ve uygulanabilir bir plan yapmalı ve uygulamalıdır.
Sağlık çalışanlarının şiddete yaklaşımı açısından uygun standartlarda verilerin toplanması, şiddetin etkin biçimde soruşturulması ve belgelenmesi, nedenleri ve sonuçlarına ilişkin bilimsel çalışmalar ve eğitim yapılması, şiddete maruz kalanlara yönelik programların koordinasyonu ,fiziksel ortama ilişkin önlemler, güvenlik de dahil olmak üzere çalışanların desteği, personel politikası, ilkyardım ve acil prosedürleri, şiddet eylemlerinin raporlanması hedeflerimizdir. .
Sağlık kurumlarında iş yeri sağlık birimlerinin olması ve şiddetin belki de mesleki bir risk olarak algılanıp ona göre değerlendirilmesi önemlidir. Aksi halde sağlık sisteminden kaynaklanan aksaklık ve hizmet kalitesindeki düşüklüklerin sorumlusu sağlık çalışanları olarak algılanacak ve Sağlıkta Dönüşüm Programı ile sağlık hakkının zedelenmesi sonucu şiddet giderek daha da tırmanabilecektir. Unutulmaması gereken sağlık çalışanlarının barışın korunması ve geliştirilmesinde belirleyici bir faktör ve barışa köprü olduğudur. Şiddet olgularının tespitinde ve kendilerine yönelik şiddet uygulamalarına yaklaşımda hekimlik etik kurallarına uygun davranmak önemlidir.
Biz,
Giderek bir hastalık halini alan şiddet konusunda birikimleri paylaşmak ve toplumsal duyarlılığa katkı sunmak, hekimlere yönelik şiddetin kökeninin incelenmesi, biçimlerinin açığa çıkarılması, önleme programlarının geliştirilmesi, korunma yollarının araştırılmasına yönelik çalışmaları öncelikli bir hedef olarak ele almaktayız.
Biz,
Demokratik, laik, çağdaş bağımsız bir ülkede barış ve kardeşlik içinde bir arada yaşamayı, temel insan hak ve özgürlüklerine saygıyı, eşitlikçi bir toplumsal düzeni istiyoruz.
 
Tabip Odası bir parti, dernek ya da siyasi yapılanmanın uzantısı değildir. Tabip Odası öğretim üyesi, klinik şefi, uzman, pratisyen, asistan, işyeri hekimi, muayenehane hekimi ayrımı yapmaksızın tüm hekimleri kapsayan mesleki demokratik kitle örgütüdür. Sizlerin katılımı ve desteği ile kuracağımızhastane ve birim temsilciliklerine dayalı “hekim meclisi” uygulamasıyla demokratikleşmeyi yaşama geçirmek oda yönetiminin en temel görevidir.Hekimler ve Isparta-Burdur Tabip Odası arasındaki iletişimsizliğin kırılabilmesi üyelerin alınan kararlara katılabilmeleri sayesinde mümkün olabilecektirÜyeler adına karar veren” değil “üyelerle birlikte karar veren” bir yönetim anlayışı ve “güçlü bir tabip odası için Hekim Meclisi oluşturulmalıdır.

.